Piraziz’in Dik Yamaçlarında, Çotanakların Arasında İlk Deneyim
Giresun’un Piraziz ilçesinde geçirdiğim üç gün, hayatımda unutulmaz bir deneyim oldu. Hanım köylü bir damat olarak çizmelerimi giyip eldivenlerimi taktım, çuvalları omuzladım ve fındığın yolculuğunu ilk elden gözlemledim. Bu süreç, hem emeğin kutsallığını hem de yöre insanının sıcak misafirperverliğini derinden hissettirdi.

Dik Yamaçta İlk Sınav
Bahçeye adım attığımda beni düz arazilere değil, dik yamaçtaki ocaklara yönlendirdiler. Karadeniz’in fındık ocakları öyle küçümsenecek gibi değildi; toprağı sarp, dalları gür ve eğildikçe insan daha da eğiliyordu.
Yöre halkının kahkahaları eşliğinde toplama başladı:
“Yaa, ilk kez bahçeye giren damadı niye dik yamaca soktunuz, gözünü korkutmasaydınız!”
Kayınvalidemin cevabı unutulmazdı:
“Damadı test ettim, bakalım kaçacak mı diye…”
Ama damat kaçmadı. Sırtından ter damlayarak sınavı başarıyla geçti. Karadeniz’de damat olmak sadece aileye değil, toprağa da kendini kanıtlamaktır.
Fındığın Ocağında Kültür ve Yöresel Terimler
Bahçede gözlemlediğim kadarıyla, ilk olarak dal budama ve dal çırpma gibi ocak bakımı işlemleri yapılması gerekiyor; yaşlı dalların temizlenip genç sürgünlere yol açılması çok önemli.
Toplama sırasında ağaçlardaki çotanakları tek tek topladım. Köylüler “Başak yaptın” dedi; yani yerde kalan fındıkları ikinci kez toplama vakti gelmişti. Toplanan fındıklar, soğlama için harman yerine serildi ve güneşte kurutuldu. Arada çeç fındık gördüm; henüz olgunlaşmamış, küçük fındıklar, köylüler tarafından ayrılıyor ve başka işleme tabi tutuluyor.
Fındığın kabuğundan ayrıldığı patos makineleri hummalı bir çalışma sesi çıkarıyordu. Gün boyunca fındıklar harman yerinde kurutulurken, köylüler “iyi soğlama olmuş” diye birbirine sesleniyordu.
Her adım, fındığın tezgaha gelene kadar kat ettiği yolun ve emeğin simgesiydi.

Mevsimlik İşçilerin Mücadelesi
Fındık sezonu sadece köy sakinleriyle sınırlı değil. Mevsimlik işçiler, traktör ve kamyon kasalarında uzun ve sarsıntılı yolculuklar yaparak bahçelere gelirler. Sabahın ilk ışıklarıyla başlar, gün boyu dik yamaçlarda veya çotanaklarla dolu ocaklarda çalışırlar.
Her çuvalla taşınan fındık, ailelerine ekmek ve geçim sağlamak için harcanan çabanın simgesidir. Traktör kasalarındaki yolculuklar, sarsıntılı patika yollar, bazen yağmur ve çamur; hepsi emeğin bir parçasıdır.
Bu işçiler olmasa, fındık sezonu eksik kalır, emeğin gerçek değeri görülmez.
Devlet Desteği: Çiftçinin Güvencesi
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği alan bazlı gelir desteği, mazot ve gübre teşvikleri, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alım fiyatları üretici için güvence sağlar. Ancak sahada gözlemlediğim kadarıyla, işçilik maliyetleri, gübre ve ilaç fiyatları hâlâ üreticinin yükünü artırıyor.
Mevcut destekler yetersiz; üretici hâlâ yoğun bir emek ve maddi baskı altında.
Özellikle dik yamaçlarda 3-4 gün çalışmak, emeğin değerini ve işin meşakkatini gözler önüne seriyor. Devlet desteklerinin kağıt üzerinde değil, daha etkin, doğru ve yerinde uygulanması şart. Yetkililerin bizzat fındık bahçelerine girip üreticinin karşılaştığı zorlukları yerinde görmeleri gerekiyor.
Bahçeden Sofraya, İmeceden Muhabbete
Akşam olduğunda bahçeden dönen herkes aynı sofrada buluşur. Yemek paylaşılır, çay bardakları buğulanır, sohbetler koyulaşır. Bazen türküler yükselir, bazen kahkahalar havada uçuşur.
Yöre halkının damatlara olan sevgisi ve sahiplenişi bu anlarda kendini gösterir:
“Bizim damat iyice hanım köylü oldu.”
“Bak hele, çuvalları sırtlamış, tam Karadenizli olmuş!”
Misafir değil, toprağın ve kültürün bir parçası olduğumu hissettim.
Teşekkür ve Gelecek Planı
Piraziz’in güzelliğini, misafirperverliğini ve sıcacık insanlarını görme şansı buldum. Özellikle Öztürk ailesine teşekkür ediyorum. Ayrıca köy halkına ve sezonluk işçilere minnettarım.
Önümüzdeki sezonda planım, daha uzun süreli bir ziyaret gerçekleştirip fındığın ekiminden bakımı, ilaçlanması, budanması, toplanması, kurutulması ve tüccara satışına kadar tüm süreci daha kapsamlı gözlemlemek.
Son Söz
Giresun’un Piraziz ilçesinde geçirdiğim bu kısa süre, bana şunu öğretti: fındık sadece bir tarım ürünü değil; kültürün, emeğin ve sevginin sembolüdür.
Her ocak bir aile, her çotanak bir damla ter, her harman bir umut.
Hanım köylü bir damat olarak girdiğim bahçeden, saygıyla ve minnetle ayrıldım. Gelecek sezon, bu dersleri daha kapsamlı öğrenmek ve emeğin değerini daha derin hissetmek için tekrar Karadeniz yolunu tutacağım.








